Library

Video Player is loading.
 
Current Time 0:00
Duration 4:07
Loaded: 0%
 
x1.00


Back

Games & Quizzes

Training Mode - Typing
Fill the gaps to the Lyric - Best method
Training Mode - Picking
Pick the correct word to fill in the gap
Fill In The Blank
Find the missing words in a sentence Requires 5 vocabulary annotations
Vocabulary Match
Match the words to the definitions Requires 10 vocabulary annotations

You may need to watch a part of the video to unlock quizzes

Don't forget to Sign In to save your points

Challenge Accomplished

PERFECT HITS +NaN
HITS +NaN
LONGEST STREAK +NaN
TOTAL +
- //

We couldn't find definitions for the word you were looking for.
Or maybe the current language is not supported

  • 00:03

    Geçtiğimiz beş yıldır

  • 00:05

    şu soruya cevap arıyordum: iyi fikirler nereden geliyor?

  • 00:08

    Sanırım hepimizin asıl ilgilendiği problem bu.

  • 00:11

    Daha yaratıcı olmak, daha iyi fikirler üretebilmek ve kurumlarımızın daha yaratıcı olmalarını istiyoruz.

  • 00:18

    Bu problemi önce genel bir bakış açısıyla inceledim. Tarihte yaratıcılığı olağanüstü seviyelere çıkaran ortamlar nerelerdi?

  • 00:27

    Ve sonuç olarak buldum ki bunun yaşandığı tüm ortamlarda tekrarlanan ve hep görülen bazı döngüler var.

  • 00:33

    Bu döngüler olağanüstü seviyelerdeki yaratıcılığı körükleyen ortamlar.

  • 00:37

    Döngülerden birisine 'yavaş kamburlaşma' diyoruz. Bu tarz fikirler genelde hiçbir zaman

  • 00:42

    büyük bir sezgi veya ani inen bir ilham kaynağı olarak gelişmezler.

  • 00:47

    En önemli fikirler gelişmek için uzun zaman alırlar ve uzun bir zaman arka planda kullanılmayı beklerler.

  • 00:53

    Bir fikir 2, 3 veya bazen 10 ya da 20 yıl olgunlaşmadan

  • 00:58

    başarılı veya kullanışlı olamayabilir.

  • 01:03

    Bu, iyi fikirlerin genellikle küçük kamburlar arasındaki çarpışmalar sayesinde meydana çıkmasından dolayı oluyor.

  • 01:09

    Bu sayede küçük kamburlar kendilerinden daha büyük bir fikri meydana getiriyor.

  • 01:11

    Böylece yaratıcılıkta ve gelişimde tarihsel birçok gelişme ve özellikle 'yarım fikirler' gözlemliyoruz.

  • 01:17

    Mesela Tim Berners-Lee'nin World Wide Web'inin (www) arkasında da güzel bir hikaye var.

  • 01:21

    Tim Berners-Lee bu proje üzerinde yaklaşık on yıl kadar çalıştı.

  • 01:24

    Fakat başladığında kendisinin ne icat edeceği veya ne başaracağı hakkında tam bir öngörüsü yoktu.

  • 01:28

    WWW'a sadece bir yan proje olarak,

  • 01:32

    kendi bilgilerini organize edebilmesi için başlamıştı. Fakat birkaç yıl sonra bunu kenara atarak başka birşey üzerinde çalışmaya başladı.

  • 01:37

    Ve ancak on yıl sonra World Wide Web'in tam vizyon ve öngörüsüne ulaşabildi.

  • 01:41

    Bu, genel olarak, fikirlerin nasıl oluştuğunu gösteriyor.

  • 01:45

    Fikirlerin tasarlanması için zamana ihtiyaçları vardır. Ve bu aşamadan sonra da öncelikle küçük kamburlar olarak zaman geçirirler.

  • 01:50

    Fikirleri bu açıdan düşününce karşımıza çıkan bir diğer önemli nokta ise fikirlerin bu, küçük kambur, durumunda oldukları zaman

  • 01:56

    diğer kamburlarla çakışmaları gerektiğidir.

  • 01:59

    Birçok zaman bir kamburu gerçek, olağanüstü fikire döndüren olay bir başka kamburla olan çakışmasının

  • 02:04

    başka birinin kafasında gizlenmesidir.

  • 02:06

    Sizin bu kamburların birbirleriyle çakışabilecekleri ortamları yaratmanız ve sonrasında da bu çakışmalardan küçük kamburlardan çok daha iyi, bütün ve olağanüstü bir fikir çıkarmanız gerekir.

  • 02:14

    Örneğin, Aydınlanma Çağı'ndaki kahvehaneler veya Paris Modernist Salonları

  • 02:20

    birer yaratıcılık mekanizmalarıydı.

  • 02:22

    Çünkü onlar küçük fikirlerin etrafta dolaşmasını ve birbirleriyle alışverişini, dolayısıyla yeni formlara girebilmelerini sağlıyorlardı.

  • 02:29

    Gelişimi bu şekilde incelediğimizde, internetin beyinlerimize neler yaşattığı

  • 02:34

    hakkında büyük bir aydınlanma gerçekleştiriyoruz.

  • 02:39

    Sürekli online, birden fazla işi aynı anda yapmaya çalışan bir hayat içerisinde boğuluyor muyuz?

  • 02:43

    Yavaş hareketlerden kaçındığımız, okumayı bıraktığımız ve düşünmeye kafa yormadığımız bu günlerde daha küçük fikirlere mi yöneliyoruz?

  • 02:52

    Açıkçası, ben bir okuma hayranıyım. Ama, bilimsel ve teknolojik gelişime ana katkıyı koyan şeyin de

  • 02:59

    bağlantılardaki tarihsel yükseliş olduğunu unutmamak gerekiyor.

  • 03:04

    Bu sayede diğer insanlara ulaşarak onlarla fikir alış verişini daha kolay hale getirdik.

  • 03:08

    Daha sonra ise onların kamburlarını yakalayarak bizimkilerle birleştirdik.

  • 03:12

    Ve onları yeni fikirlere dönüştürdük. Bence herşeyden önce bu bizim son 600 veya 700 yıldaki gelişim motorumuzu açıklayan en önemli sebep.

  • 03:23

    Ama şu da doğru ki gerçekten bu olay ilgimizi de dağıtıyor. Ama son 15 yıldır yaşananlar gerçekten fevkalade ve büyüleyici.

  • 03:31

    Birbirimizle bağlantı kurmak için birçok yolumuz var. Ayrıca, tanımadıklarımıza da ulaşabilmemiz için bir öncü oldu.

  • 03:36

    Bu bize fikrimizi tamamlayabilmek için gerekli son parçaya ulaşmakta yardımcı oldu.

  • 03:40

    Veya, gezinirken yeni bir bilgiyle karşılaşarak yeni bir fikre ulaşmamıza veya elimizde olanları geliştirmemize olanak sağladı.

  • 03:47

    İyi fikirlerin nasıl oluştuğunu gösteren gerçek fikir aslında bu. O şans, birbirine bağlı beyinlerin yanında olacaktır.

All

The example sentences of KI in videos (15 in total of 67)

ve proper noun, singular sonuc proper noun, singular olarak proper noun, singular buldum proper noun, singular ki proper noun, singular bunun proper noun, singular ya proper noun, singular s proper noun, singular and coordinating conjunction ıgı proper noun, singular tum noun, singular or mass ortamlarda proper noun, singular tekrarlanan proper noun, singular ve proper noun, singular hep noun, singular or mass gorulen proper noun, singular baz proper noun, singular ı proper noun, singular donguler proper noun, singular var noun, singular or mass .
brian proper noun, singular tell verb, non-3rd person singular present ki proper noun, singular that preposition or subordinating conjunction fixing verb, gerund or present participle my possessive pronoun guitar noun, singular or mass does verb, 3rd person singular present n't adverb make verb, base form up preposition or subordinating conjunction for preposition or subordinating conjunction breaking verb, gerund or present participle my possessive pronoun hopes verb, 3rd person singular present and coordinating conjunction dreams noun, plural .
but coordinating conjunction if preposition or subordinating conjunction you're proper noun, singular guessing verb, gerund or present participle for preposition or subordinating conjunction ki proper noun, singular hong proper noun, singular and coordinating conjunction thomas verb, 3rd person singular present it personal pronoun will modal be verb, base form a determiner half noun, singular or mass point noun, singular or mass each determiner as preposition or subordinating conjunction
by preposition or subordinating conjunction misspelling verb, gerund or present participle ke proper noun, singular and coordinating conjunction ki proper noun, singular , these determiner stones noun, plural insist verb, non-3rd person singular present on preposition or subordinating conjunction preserving verb, gerund or present participle an determiner old adjective k proper noun, singular sound noun, singular or mass that preposition or subordinating conjunction other adjective romance proper noun, singular
for preposition or subordinating conjunction full adjective production noun, singular or mass only adverb a determiner small adjective team noun, singular or mass could modal be verb, base form spared verb, past participle for preposition or subordinating conjunction the determiner modifying verb, gerund or present participle the determiner ki proper noun, singular - 18 cardinal number into preposition or subordinating conjunction the determiner ki proper noun, singular - 33 cardinal number .
o proper noun, singular and coordinating conjunction then adverb you personal pronoun just adverb add verb, non-3rd person singular present it personal pronoun to to other adjective sounds verb, 3rd person singular present ka proper noun, singular ki proper noun, singular ku proper noun, singular ke proper noun, singular ko proper noun, singular simple adjective
the determiner magnetos noun, plural and coordinating conjunction the determiner starting verb, gerund or present participle magneto noun, singular or mass , as adverb well adverb as preposition or subordinating conjunction priming verb, gerund or present participle the determiner engine noun, singular or mass with preposition or subordinating conjunction the determiner ki proper noun, singular gass noun, singular or mass primer noun, singular or mass .
notable proper noun, singular users noun, plural of preposition or subordinating conjunction form proper noun, singular ii proper noun, singular included verb, past tense count proper noun, singular dooku proper noun, singular , asajj proper noun, singular ventress proper noun, singular , ki proper noun, singular - adi proper noun, singular mundi proper noun, singular and coordinating conjunction the determiner grand proper noun, singular inquisitor proper noun, singular .
specifically adverb , on preposition or subordinating conjunction june proper noun, singular 19 cardinal number , sunoo proper noun, singular , ni proper noun, singular - ki proper noun, singular , jake proper noun, singular , and coordinating conjunction jungwon proper noun, singular , held verb, past participle a determiner live adjective broadcast noun, singular or mass on preposition or subordinating conjunction vlive proper noun, singular ,
as preposition or subordinating conjunction if preposition or subordinating conjunction still adverb not adverb satisfied verb, past participle , the determiner bullies noun, plural then adverb told verb, past tense him personal pronoun whose possessive wh-pronoun name noun, singular or mass was verb, past tense woo proper noun, singular ki proper noun, singular - myung proper noun, singular ,
that wh-determiner 's verb, 3rd person singular present the determiner thing noun, singular or mass that preposition or subordinating conjunction the determiner situation noun, singular or mass with preposition or subordinating conjunction the determiner main adjective ki proper noun, singular whales noun, plural appears verb, 3rd person singular present to to be verb, base form it personal pronoun 's verb, 3rd person singular present at preposition or subordinating conjunction
yippee proper noun, singular - ki proper noun, singular - yay noun, singular or mass , movie noun, singular or mass lovers noun, plural , i personal pronoun 'm verb, non-3rd person singular present jan proper noun, singular and coordinating conjunction in preposition or subordinating conjunction this determiner video noun, singular or mass i personal pronoun 'm verb, non-3rd person singular present breaking verb, gerund or present participle down adverb the determiner seven cardinal number biggest adjective, superlative
ki proper noun, singular - woo proper noun, singular 's possessive ending friend noun, singular or mass presents verb, 3rd person singular present the determiner family noun, singular or mass with preposition or subordinating conjunction a determiner mystical adjective rock noun, singular or mass that wh-determiner is verb, 3rd person singular present said verb, past participle to to bring verb, base form wealth noun, singular or mass
yippee proper noun, singular - ki proper noun, singular - yay noun, singular or mass movie noun, singular or mass lovers noun, plural , it personal pronoun 's verb, 3rd person singular present jan proper noun, singular here adverb and coordinating conjunction in preposition or subordinating conjunction this determiner video noun, singular or mass , i personal pronoun 'll modal be verb, base form breaking verb, gerund or present participle down particle the determiner
outside preposition or subordinating conjunction , dae proper noun, singular - ho proper noun, singular and coordinating conjunction young proper noun, singular - ki proper noun, singular still adverb want verb, non-3rd person singular present to to help verb, base form so preposition or subordinating conjunction they personal pronoun look verb, non-3rd person singular present at preposition or subordinating conjunction the determiner building noun, singular or mass blueprints noun, plural

Use "ki" in a sentence | "ki" example sentences

How to use "ki" in a sentence?

  • I feel like a real cowboy! Yippi Ki Yay!
    -Kurt Angle-
  • The Munay-Ki is your invitation to dream an entire new world into being.
    -Alberto Villoldo-
  • Ki is within us. There is Ki everywhere, either we know how to use it or we don't.
    -Christian Tissier-
  • People who really have Ki don't feel it because everything happens naturally within them.
    -Christian Tissier-
  • Everything in existence undergoes constant change. The things that surround us, even our selves are temporary manifestations of Ki energy.
    -Ilchi Lee-
  • Fill yourself with Ki, invite the attack.
    -Morihei Ueshiba-
  • We have not come into politics with 'Badle ki Bhavna' but we have come with 'Badlav Ki Bhavna'.
    -Narendra Modi-
  • While 1857 was about 'Swaraj ki ladai', the 2014 elections would be about 'Surajya ki ladai'.
    -Narendra Modi-

Definition and meaning of KI

What does "ki mean?"
ki

noun
The circulating life force whose existence and properties are the basis of much Chinese philosophy and medicine..